Sürekli Aklıma Birşey Gelmesinden Kaynaklı Çıldırma Seanslarım

Surekli aklima birseyler geliyor ama surekli.. Belki de cocukluguma inmek lazim.. Efenim simdi su sekilde baslayayim.. Daha 6 yasindayken surekli aklima birseyler geldiginden buyukler tarafindan hayal gucu yuksek olarak degerlendirildim.. Halbuki durum oyle degildi.. Evet severim hayal kurmayi.. 22 yasindayim hala vazgecmedim hayal kurmaktan.. Ama bendeki durum su sekilde.. Bilincsizce kurmaya basladigim hayallerimin herbirinin teker teker gerceklesmeye basladigina sahitlik ederim.. Bazen o kadar karmasiktir ki hayallerim bu yuzden cogu hep yarimdir belkide.. 6 yasimdan lise son siniftaki hayatima atlamak zorundayim cunku ne de olsa o aralarda kucuktum ne hayal edip de neyin gerceklestigini pek hatirlamiyorum isin acigi..

Herneyse liseden ve universiteden cok yakin arkadasim olan Leakuf ile beraber fal baktirma deliligimiz gelmis.. O gunlerden birinde kadikoydeki bir kafeye girdik.. Atmosferi cok sicak geldiginden oturduk sekerli kahvemizi iciyoruz herzamanki gibi.. Icerdeki sarkilarda 80lerin sarkilari..

Kisa siyah kivircik sacli bir kadin dikkatimizi cekti.. Unutmayin eger boyle birseye karar verirseniz kim dikkatinizi cekerse ona fal baktirmaniz gerekir cunku o kisinin enerjisi sizi cagiriyor demektir.. Tarot baktirmaya karar verdim.. Bu tatli kadinin adi Ayşin..  ve ben bu ismi o gun gormustum biryerde onunla taniscagimi biliyordum..Hatta o kadar garip ki o da benimle taniscagini biliyormus..

 Halkla iliskilerle alakali bir bolum bitirmis ama sonra tiyatroyla devam etmis.. Neden fal baktigina gelcek olursak nokta atisiyla tutuyor derdi icimden geliyor birakmayi cok denedim ama birakamiyorum demisti.. Ama ne varki aradan 1-2 sene gectikten sonra babasi vefat etmis o da memleketine donmustu sonra gene İstanbulda olduguna dair duyumlar aldik kafe sahibinden gizlice numarasini almistik ama kac seneden beri hala gorusemedik.. Umarim gene birgun karsilasiriz.. Cunku baktirdigimda bana suana kadar yasadigim yasayabilcegim herseyi solemisti.. Ve hepsi teker teker gerceklesti.. Son birsey kaldi senelerden beri hayalini kurdugum onun da bana 20li yaslarda elde edicegimi soyledigi sanatla alakali bir konuda cok unlu olcaksin demisti.. 

Hissediyorum olmaya basladi gibi sanki.. Herkes beni Pommeecarlate takma ismimle tanimaya basladi ve hafizalarinda da kalmaya basladi.. Gel gelelim ki bu benim surekli aklima birseylerden gelmesinden kaynakli cildirma seanslarima.. Sizofren olmaya basladigimi hissetmeye basladim surekli aklima birseyler geliyor ve herbirini yasiyorum diye gitmistim.. Bu sana verilen bir hediye bunu iyi degerlendir olumsuz dusuncelere cok yatkin olmana ragmen olumluya yonelt kendini demisti..

Dedigini hala yapiyorum ise yaradigini da goruyorum.. Sadece soyle bir durum var belli zamanlarda o kadar cok seyi ayni anda dusunmeye basliyorum ki cildirmaya basladigimi hissediyorum.. Hayir yani oyle bir durum ki kendimi durduramiyorum..

Mesela gecenlerde herzamanki gibi ayni anda icimden sarki soyleyip sonra yapmak istediklerimi dusunurken ayni anda da evi toparlayip sonra film izlerken ve kitap okurken yakaladim kendimi.. Hem dusunup hemde yapmaya baslamisim ama iste bazi zamanlarda bunu yapmayip sadece herbirseyi herkesi ayri ayri dusunurken yakaliyorum kendimi..

Zor bir durum..Nasil aciklayabilecegimi bende pek bilmiyorum..Mesela suanda gene ayni dertten muzdaribim.. Hem yazi yaziyorum cunku beni rahatlatabilcegini dusunuyorum.. Hemde dusunuyorum.. Birilerini birseyleri surekli dusunuyorum.. Yorucu degil mi diye soruyorlar ama elimde degil ki.. Surekli aklima birseyler gelmesinden kaynakli cildirma seanslarim bunlar benim..

Ama sanirim ogrendim bununla yasamayi belki de hiperaktiflikten geliyordur kim bilir?.. Biraz karisik bir yazi oldu farkindayim.. Ama dedim ya bazen cok karmasik olabiliyorum ve elimde degil.. Boyle iste paylasmak istedim sadece..

Fil Gibi Hörtlemek

Eveeeett şimdi fil gibi hörtlemek terimini her duyduğumuzda aklımıza gelmesi gereken  kişi kesinlikle ben olmalıyım.. Şimdi mesela bir arkadaşımla oturup birer fincan kahve içmeye kalkıştığım anda ilk duyduğum ‘Fil gibi Hörtleme Pomme artık şunu’ ithamini almakta olduğumu bilmelisiniz..

Şimdi neden diye soracak olursanız eğer şöyle ki Fil gibi Hörtleme yeteneğine sahip biriyim.. Eniyisi anlatmaya başlıyim sizlere..

Şimdi geçen sene,yılın bilmem kaçıncı ayı, bilmem kaçıncı gününde oturmuşuz sakin sakin kahve- sigara keyfi yapıyoruz..(Sözde!) İçtiğimiz kahvede Türk Kahvesi belirtmem gerekirse eğer.. Yurtdışında yaşıyor olmamdan dolayi sevgili ülkeme,İstanbuluma belirli zamanlarda ancak gelebiliyorum..

Günler geçmesin diye kendikendime yalvarıyorum.. Ammavelakin iş kahveye gelince sanki herşey biranda değişiveriyor.. Herneyse nerde kalmıştık..Böyle güzel salaş bir mekanda, güzel ılık rüzgarlı bir havada karşılıklı iki hatun oturmuş ağız tadıyla bir kahve keyfi yapıyorlar.. Sohbet ediyoruz, yok benim sevgilimle bu oldu, yok efenim bizimkiler böyle şöyle, yok bu yok o derken sohbet bayaği bir koyulaşiyor anliycağınız..Malum görüşmeyeli bilmem kaç ay olmuş.. Bir leakuf anlatıyor bir ben anlatıyorum.. Ardından kafedeki servis yapan kişi bir arzunuz var mi diye soruyor.. Tabii olmaz mı? Ne olcak tabiki iki şekerli Türk Kahvesi.. Biz hala devam ediyoruz konuşmaya ne de olsa kahvelerimiz gelicek.. Sonunda kahvelerimiz geliyor.. Geliyor gelmesine de zavallı arkadaşımın neredeyse ilk yada ikinci yudumunda benim kahve bitmış oluyor.. Ve biranda bir sesle irkiliyorum.. Ne sesiyle ne olucak gene transa geçer gibi kahveyi hörtlemışim ben.. ‘Pomme gene mi Fil gibi hörtledin şu kahveyi?’ Yahu arkadaşım iki kahve içicez şurda keyifle gene hörtledin ne diyim ben sana? Ama n’apiyim elimde değil…

Birde işin görünmeyen kısmi var onu gelin de bana sorun bir.. Hava sıcak ortam güzel sohbet güzel bendeki yakın arkadaşımla vakit geçirme heyecanı tavan yapmış..Eee  ne yapiyim ben şimdi? Tamam anlıyorum kahve keyfi için gelmişiz ama böyle yavaş yavaş sakin sakin derken benim içime afakanlar basıyor.. O kadar yavaş içemiyorum.. İçime fenalık basıyor ne yapiyim bende Hört diye içiyorum..

 Bir başka gün.. Misal veriyorum akşamüstü Kadıköy yada Taksimdeki loş huzurlu mekanlardan birindeyiz gene..Sokaklar yasemin kokuyor falan.. Hatta çiçek kokusundan sarhoş oluyoruz yani o derecede.. Sözüm ona bir mekanda yavaşcacık sakince içkimizi yudumlamaya gelmişiz.. İşte herşey gene o anda başlıyor.. İçime bir fenalık basıyor gibi olduğunda ikinci yudumumla beraber o içki bitiveriyor.. Hayır yani konuşmayı seven biri olmama rağmen konuşmaya dalmama rağmen nasıl başarabiliyorum bilmiyorum ama o bardak biranda abraka dabra demişim gibi bomboş kalıyor..

Anladım ben anladım kanımda bir bozukluk var benim!

Gene başka birgün Modaya doğru yol almışız.. Güzel bir hava herzamankinden muhteşem kahvaltı vs derken bıdıbıdi birşeyler anlatıyoruz birbirimize.. Bizim için sakin sakin yapılan bir kahvaltı sizin için nasıl gözüküyor bilmiyorum ama..Sıcacık çayımızda gelmiş.. Arkadaşım leakuf herzamanki hakliyle ilk yudumunu almak üzere..

Aaaa o da ne? Pomme??????? Çay yok artık..İnanın bende nasıl olduğunu bilmiyorum.. Elimde değil bitiveriyor melet işte..

Ama sözkonusu yemek yemeğe gelince de iki lokmada doyma yetisine sahibim.. Sonra da hayıflanırım neden kilo almıyorum, neden çırpı bacaklıyım diye.. Bunu da araya sıkıştırıveriyim dedim..

Dedim ya elimde değil ben böyleyim…

Sessizlik…

Uykuya dalmaktan hiç korktuğun oldu mu çocuk?
Uyuduğunda çok sevdiğin birini görüp de,
Sabah uyandığında onu özlemekten hiç korktun mu?
Nerden geldiğini önemsemeyecek kadar sevdiğin oldu mu?
Hiçkimse hiçkimseyi tanımazken sen beni nasıl tanıyabiliyorsun?
Mesela neleri severim çocuk?
Hangi renkler bana aittir?
Nasıllardır?
Hiçkimse hiçkimsenin nereden geldiğini bilmez çocuk!
Bende bilmiyorum..
Sen nerden geldin?
Nasıl geldin?
Neden geldin?
Şimdi nerdesin?
Neden gittin?
Nereye gittin?
Ne zaman gittin?
Nasıl gittin?
Sessizlik çocuk..
Ağırdır sessizlik..
Herkes kaldıramaz..
Sessizlik çocuk..
Herşey çok sessiz!!

Günlük..

Çocukken sürekli günlük tutardım.. Bulduğum her sayfaya birşeyler karalardım.. Yazardım.. Durmadan yazardım.. Kelimelere sarılı kalemimden akardı harfler.. Harflerden akardı duygularım.. 

Hayallerimi yazardım çocukken.. Hayallerimi piç ettiler.. Bütündü parçaladılar.. 

Depresif bir haldeyim belkide.. Bu yüzden bu satırları parmaklarımdan döküyorum.. O kadar çoklar ki.. Düşüncelerim o kadar hızlı ki.. Parmaklarım düşünce hızıma yetişemiyorlar.. 

Satırlarım yarım kalıyor.. Aklımdakiler parçalardan bütüne varamıyorlar.. Aklımı doldurdunuz.. Parmaklarımı doldurdunuz.. Sonra da hapsettiniz.. 

Şimdi çabalıyorum doğru sözcükleri akıtmak için ruhumdan.. Aklım parmaklarımdan hızlı ilerlediğinden yarım kalıyor içimde saklı her duygum…

Hep söylemek istedim…

Herkes birşey talep eder.. sürekli.. sürekli.. sürekli.. Kimse senin taleplerini duymaz.. duymaz.. duymaz.. duymaz.. 

Sen zaman ayırırsın en boktan zamanında bile.. Kimse senin duyguların için zaman ayırmaz.. senin için zaman ayırmaz.. ayırmaz.. ayırmaz.. ayırmaz..

Sen özlersin.. Onlar özlemez.. özlemez.. özlemez.. özlemez..

Bu böyle sürer gider işte hep bunları söylemek istemiştim şimdi söyledim ve rahatladım diyelim…

Duygusal Tanrıça…

Sigarasini yakmak icin ateşi olmadığında bile ağlama potansiyeline sahip bir kadından kim ne bekler ki? Ama bazen düşünmek gerekir içi doludur belki de demek.. Belkide sebebsiz yere ağlamak istiyordur demek gerek.. Bilmiyorum işte herneyse artık..

Hiç denemediğim bir yazı türünü denemek de bu kadının artık son çırpınışları olsa gerek.. Bazen bir rüyadan kalkarsınız.. Çevrenize bakarsınız bu kim?? Bunlar kim?? yada bu ne bunlar ne diye.. Bilmiyorum işte saçmalığın doruğundayim gene..

Saçmalamak istiyorum.. Ciddi şeylerden korkuyorum çünkü.. Bazen bende şımarmak deli gibi ağladığımda beni küçük bir elma şekeriyle mutlu etmeye çabalayan insanlari etrafimda pervane olmuşcasına çırpınırken görmek isterim.. Böyle şeylere hiç ihtiyacım olmadı.. Ne de olsa güçlü olandım.. Herşeyin üstesinden gelen.. Herbokumu tek başına yapabilen kadınlardandım.. Hala öyleyim..

Ama bir kere de bunun olmasını istemiyorum.. Hiçbirşeyimi tek başıma yapmak istemiyorum.. Mesela hatasız olduğunuz halde hatalı olan insanlari avutmak hep bana düşmüştür.. Neden? … Çünkü güçlü kadınım ben! Ne kadar acı çekersen çek belli etme.. İnsanlarda buna o kadar alışmışlardır ki! Ona birşey olsa halleder o demişlerdir.. Ve kendi sorunlarımla bile ilgilenmeme izin verilmeden bir başkasının derdini çözmek için başının ucunda hazır olda beklerken bulmuşumdur kendimi.. Olmassa olmaz.. Kırılırlar.. Darılırlar bu güçlü kadına.. Ama hiç düşündüler mi acaba güçlü kadın dedikleri duygusal bir tanrıçadan başka birşey değildi..

Tanrıça dedim diye beni narsist kendini beğenmişin teki zannetmeyin .. Ben severim böyle ilginç lakapları.. Kendimi beğenmek bir yana.. Sevmeme bile coğu zaman izin vermemeye çabalarlar.. Bende herşeye ve herkese inat kendimi sevmeye devam ederim.. Mesela ağladığımda gözlerimin rengi daha belirginleşir.. güldüğümde yüzüme nur iner falan yani.. Herneyse saçmaladım iyicene..

Mesela nasılsın dedikleri zaman iyiyim demekten sıkıldım.. Çünkü değilim.. Mesela ağlamak istiyorum.. Yada çığlık atmak istiyorum ama bu duygusal kadına güçlü kadın ollll der içerden bir ses.. Biranda iyiyim diyiveririm.. 

Mesela sabahın 5inde kimse ne yaptığımı merak etmez.. Neden bu saatte ayaktasın derler.. Yada direk uyku tutmadı mı?.. Anlarım ki yargılı infazlar başlamıştır.. Madem uyku tutmadığını öne sürüyorsun.. Neden uyku tutmadığını nazikçe sormasını bilmiyor musun demek gelir içimden.. Gene susarım.. Hep susarım zaten.. 

Beni tanIyanlar sen cıvıl cıvıl insan nasıl da bu kadar derin biri olabiliyorsun derler? Hic düşündüler mi yada adam gibi konuştular mı ki ben onlara güvenip de derinliklerimi anlatayım..

Sonra birde duygusal diye dalga geçmeye kalkmazlar mi? İşte o zaman tepem atar.. Aaa sen ne kadar sinirliymişsin biz seni hiç böyle bilmiyorduk… Tü tü tü… Ka ka ka… Defol git diye küfür etmek isterim mesela gene.. Ama aaa olur mu ben güçlü kadınım! belli etme hiçbirşeyi.. Arada olur böyle şeyler oluyor kuzum de geç!! Birde tutarım ben herşeyi içimde.. Sırf güçlü kadın imajim bozulmasın diye sonra olur mu gene hakir görürler.. Sen sus kızım ağır ol-ağır gözük sonra nolur bu halin? .. Ama işte bugün bunların hepsine  sövmek istiyorum.. Hiçbiri olmak.. Yada hiçbirşey olmak istiyorum.. Hatta mümkünse ortadan kaybomayı,yok olmayı falan diliyorum..

Herşeyi etiketlemeye,isimlendirmeye meraklı insancıklar.. Ben robot değilim..  Benimde duygularim var.. Kimsenin dokunabilmeyi kolay kolay başaramadığı bir ruhum var mesela.. Hani nefes aliyorum.. sıçıyorum.. Öksürüyorum.. Kusuyorum.. Ağlıyorum.. Gülyorum.. Benimde midem ağrıyor mesela.. Yada kıçımında ağrıdığı olabiliyor gibi gayet insani şeyleri sizlere takdim etmek isterim..

Ve bu geceyi de aaa pardon sabahı da bu şekilde kapamak ister bu çıldırmış duygusal tanrıça.. şimdi gidip zıbarıp uyuyun beni de rahat bırakın sabah sabah!!!

Geceden bir esinti!

Eskilerden bir arkadasim bir sarki paylasmis internet sayfasinda..Hosuma gitti dinlemeye basladim.. Inanir misiniz kac gunden beri onu dinliyorum! 

Sokagimda yanan sokak lambalarinin huzurunda dans ediyorum.. Disaridan gelen araba gurultuleri.. Ay dededen yansiyan isik.. Sokak kaldirimlarina yansiyan isik huzmeleri var..

Kucuk bir cocuk ‘Ugur bocegimi oldurdu’ diye agliyor.. Ona anlamayan gozlerle bakan kucuk kardesine neden ‘Ugur bocegimi oldurdun?’ diye soruyor.. 

Yanina oturan yasli bir dede.. Hic tanimadigi bu tatli dede. Saclarini oksuyor kucuk kizin.. 

Sonra dalip gidiyorum.. Dusunuyorum..Hayatta oldurdugumuz o kadar cok ‘Ugur bocegimiz’ var ki kucuk kiz diyorum icimden.. O kadar coklar ki! Gel beraber aglayalim..

Anlamadan..Sorgulamadan..Bilmeden yargiladigimiz o kadar cok sey var ki kucuk kiz! 

Dolu bir aksaganla orumcekleri nasil temizledigini anlatan diger cocugu dinliyorum melodinin arasindan..Cicegimi isirdilar belki de onu kanattilar diyor..

Aklima ‘Ugur bocegi’ icin aglayan kiz geliyor aniden.. Kaktusu disarda kaldi usuycek diye endiselenen kucuk kiz kardesim geliyor sonra..

Cocukken endiselerimiz ne kadar da kucukmus derken aslinda ne kadar daha onemli oldugunu hatirliyorum tekrardan.. Ne kadar da temiz-berrak seyler icin endiselenirmisiz aslinda..

Buyumek ister her cocuk! ama bilmez ki buyudukce hayalleri kuculur! endise duvarlari icinde gelisir! bilmez ki o sade hayati biranda sisle kaplanir!

Neyse iste oyle aklima geldi biranda paylasmak istedim… Geceleri boyle birseyler oluyor bana.. Her yazdigim yazi gecenin 3u civarinda olusuveriyor zihnimde..

Ben sizlere renkli kelebeklerimi gonderiyorum..Ay dedeye goz kirpiyorum.. Yildizlara renkleri hayatimiza cocuk masumiyetinde getirmesi icin dileklerde bulunuyorum..

                                                                      Pomme ecarlate!..